|
1993 yılından sonra BBP kurluluktan itibaren her seçim akşamı TV karşısında büyük bir merak ile evvela Sivas İlinin sonuçlarına bakardım. Zira Genel Başkanın memleketi idi. Sivas’tan sonra merak ettiğim ikinci il hep Adıyaman olmuştur. Ancak bu merak ve beklentim her seçim akşamı hüsrana dönüşmüştür.
Adıyaman İlinin özelliği BBP’ nin kuruluş yıllarında parti organlarında aktif görev alan sofiler olmuştu. Menzil orijinli bu insanlar hep birilerine tarikatlarının bu partiye sonsuz destek, Genel Başkana büyük güven duyduğunu fısıldadılar. Bu nedenle olsa gerek hep Adıyaman ilinden ümit var olmuştuk. Ama sonuçlar her seferinde bu ümidimizin beyhude olduğunu ortaya koyuyordu.
BBP’ nin kuruluş yıllarındaki havayı hiç kimse inkar edemez. BİR çok cemaat ve tarikatın desteğinin söz konusu olduğu dillendiriliyordu. Ama sandıklara yansıyan sonuç göz önüne alındığında iki ihtimalli bir netice çıkmıştı ortaya.
- Bu cemaatler ve tarikatlar göründüğü kadar büyük kitlelere hükmetmiyorlardı.
- Bu tarikatlar ve cemaatler seçimlerde BBP’ yi desteklemiyorlardı.
Üçüncü bir ihtimal hiçbir zaman oluşmamıştı aklımızda.
Bu yazıyı yazmama sebep sitemizdeki “Cemaatler doğru yolda mı?” haberinin altına yapılan bir yorumdur. Diyor ki; “İslâmi cemaatler doğru yoldadır merak etmeyin, eğrilik sizde.”
Olabilir.
Bu da bir görüştür nihayet, saygı duymasak da hazmetmesini biliriz bu tip lafları.
Sizde derken tabi ki burada partimiz BBP’ yi kastetmiyor. Site olarak Milliyetçiler ailesini ve yayın politikasını kastediyor.
Evvela şunu ortaya koymakta fayda mülahaza ediyorum.
Biz hiçbir ahval ve şeraitte yapamayacağımız işe, gücümüzün yetmeyeceği eyleme söz vermeyiz. Söz vermiş isek de yaparız. Evvela İslam olmanın ilk şartı budur.
“Sen Allah de yürü gerisini merak etme” diyerek destek sözü verip de sandıkta başka partilere hiç oy vermedik, kimseyi güvendirip yola revan edipte onu yalnız bırakmadık. Bu mudur eğrilik?
Biz burada ısrarla 15 yıldır camiamıza yapılan yanlışın altını çizmek derdindeyiz.
Bu İslami cemaatler dediğimiz topluluklar kurulduğumuzdan beri her partiye oy verdiler.
Bunu hepimiz biliyoruz.
Kimi kendi adamını sol partiden milletvekili yapıp meclise soktu.
Kimi cemaat lideri bir başka partiden milletvekili adayı oldu.
Kimi açık açık bir başka partiye destek verdi.
Ne için?
Görünürde hiçbir şey sadece devletin ve milletin âli menfaatleri için.
Ama kapalı kapılar ardında nasıl bir pazarlık döndüğünü az çok tahmin edebiliyoruz!
İslami cemaatin adamı milletvekili olup sol partiden meclise girdiği gün, başörtülü seçilmiş kadın milletvekilini öteki yoldaşları ile beraber derdest edip dışarı çıkarttırdı.
Doğru ya onlar için başörtüsü teferruattı.
Aslolan cemaatin devamı ve cemaatin âli menfaatleri idi.
Yıllarca yaptıkları icraatlar ile Türk Devleti ve Türk Milletine en ufak bir hayrı dokunmak bir yana alenen zarar veren oluşumlara sırf menfaat uğruna destek vermek midir eğrilik, yoksa doğru bildiği yolda eğilip bükülmeden yürümek midir eğrilik? Buna bu ithamın sahibi cevap vermelidir!
İşin aslı yukarda zikrettiğim iki ihtimalden ikincisidir.
Yani bu cemaatler bu durumda iken bize oy vermediler ve asla da vermezler.
Haa.. Ne zaman oy potansiyelimiz artar, o zaman bizlerin en ateşli destekçileri olurlar amaç cemaatin âli menfaatleridir!
Bu gerçek ortada dururken hayal görmeye hacet yoktur.
Bu gerçek ortada dururken birilerinin çıkıp bu cemaatlerin ucuz avukatlığını yapmasını da gerek yoktur!
Biz biri birimizi biliriz hep.
Bu olay bana bir hikâyeyi hatırlattı.
Zamanın birinde bir beldede bir yatır varmış, belde sakinleri “Efendi Baba” derlermiş burada yatan zata. Gider kabrinin başında dua eder başındaki ağaca çaput bağlar ve daha bir sürü hurafeyi din zannederek yaparlarmış. Bu işe o beldedeki bilge bir ihtiyar kızar isyan edermiş fakat sözünü dinletemezmiş. Günün birinde beldeye sağanak halinde yağmur yağmaya başlamış, yağmur sel olmuş belde halkı hemen yüksek yerlere çıkarak can emniyetini almışlar fakat o da ne Efendi Babanın kerpiçten türbesini sel götürüyor birileri hemen bunun telaşına düşecek iken beldenin bilge ihtiyarı sözünü söylemiş; “Kendini selden koruyamayan Efendi Baba’yı koyun da sel götürsün”
İlk madde, kendi bağlılarına sözünü geçiremeyen cemaat olmaz eğer böyle bir cemaat ise bırakın gitsin hayır gelmez.
İkinci madde, eğer bağlılarına sözü geçen bir cemaat ise buna rağmen söz verip sözünü başka başka oluşumlar için de veriyor ise bu münafıklıktır bırakın gitsin münafıklardan da hayır gelmez.
Üçüncü madde, cemaatlerini olduğundan büyük görüyor da birilerini bu yolla kandırıyor ve bir şeyler kopartmaya çalışıyorlarsa yine boş verin gitsin onlar yalancıdır yalancılardan hiç hayır gelmez.
Burada asıl görev bizlere düşüyor. Bu tip insanların yalan vaatlerine kanmak yerine çalışmak, zora talip olmak kolaycılığı bırakmak gerekiyor.
Bunlardan gelecek hayır Allah’tan gelsin!
Deyip kolları sıvamak yola öyle çıkmak gerek. Zira 15 yıldır bunların hiç birinden hayır görmedik ve bu gidişle de görmeyiz.
Türk Devletinin ve Türk Milletinin ihtiyaçlarına göre projeler üretip bu projeleri millete anlatarak onların desteğini almaktan gayri yol görünmemektedir.
Bu zor fakat imkânsız değildir.
Asıl zor olan asla bize oy vermeyecek guruplardan oy beklemektir!
Ve asıl mühim olanı bu gerçeği hala cemaat ve tarikatlardan bir şeyler bekleyen partili arkadaşlarımıza anlatmak ve onları ikna etmektir.
Yıllarca seçim zamanı adayları cemaat cemaat gezdirip halkın içine bırakmayan ve cemaatlerin desteğinin seçim kazanmak için yeterli olduğuna inanan dostlarımızın sayısı hala azımsanmayacak sayıdadır. Bunlara artık bu oluşumlarla seçim kazanmanın mümkün olmayacağı anlatılarak, seçim kazanmanın günümüz şartlarında nelerden oluştuğu iyice anlatılmalıdır. Adayları boşuna bu tip yerlere götürerek oyalamanın kayıp olduğu bilincine hep beraber varmalıyız. Burada harcanan zamanın iki kahve toplantısı ile daha verimli hale getirilebileceği gerçeği artık görülmelidir.
Ismarlama seçim kazanılmaz. Bu devirde daha çok kişi ile irtibata geçenin oy sayısı artacaktır. Siyasi partiler oy için vardır. Oy isterken de ülke meseleleri anlatılarak, meselelerden çıkış projeleri anlatılarak oy istenir. Alınan oy üretilen projelerin halk nazarında destek bulduğunun göstergesidir. Artık bizim de Büyük Birlik Davamızı hakkı ile anlatıp bu haklı davamıza yeterli desteği bulmanın zamanı gelmiştir!
|