Yıllar geçti ve zamanın ülkücüleri mumla aranır oldu. O zamanki mücadele ne için yapılıyordu? Gönüllerdeki nasıl bir dava aşkıydı ki idam bile yıldıramadı onları. Peki ya çekilen işkenceler… Nerde kaldı seksen ülkücülerindeki o bitmez, tükenmez ruh?
O zamanlar öyle bir aşk vardı ki ülkücülerin içinde ne işkenceler yıldırabildi ne de idamlar. Beş bin şehit verdik. Ve idam edilenler… Biz olanları unutmadık. Unutmayacağız. Asılan şehitlerimizden Halil ESENDAĞ ve Selçuk DURACIK ağabeylerimizin idamına şahit olan imamın sözleri şunlar;
“Mesleğim gereği nice ölü görmüştüm; fakat bunlar hiç ölüye benzemiyordu... Onlarda yorgun bir müminin uyku hali vardı. Selçuk ile Halil’in, Cellât’a ne söylediklerini merak ediyordum. Duvarın kenarında çömelip, önüne bakan Cellât’ın yanına gittim. Halil ile Selçuk’un, ne söylediğini sorduğumda,
-Ben böyle insanlar görmedim. Öncekiler bana küfür ediyordu; bunlar ise,
-Hakkını helal et, dediler... Diyerek, içini çekiyordu…” Rabbim bu nasıl bir asalettir böyle?
Bir de Cengiz ağabeyimiz var. Daha 20 yaşında hayatının baharındaydı. İdam edilmesine yakın bir anı bakın nasıl gerçekleşiyor.Mübarek üç aylardı. Cengiz ağabeyimiz de üç aylar orucu tutuyor, namazlarını da hiç aksatmadan kılıyordu. Ezelden sevdalı Ülkücü dostu ile hücrede sohbet ederken saatler ilerliyor, hücrenin önü de git gide kalabalıklaşıyordu. Bir ara bunu fark eden Cengiz ağabeyimiz,
—Dışarıda çok kalabalık var mı? Diye sorunca,
—Evet, oldukça kalabalık... Jandarmanın tamamı bugün burada, ayrıca bütün gardiyanlar da gelmişler, dedi dostu. Hafifçe iç geçirip dudaklarından fısıltı halinde zehir gibi bir cümle döküldü Cengiz ağabeyimizin.
—Titrediğimi mi görmek istiyorlar... Onlar bunu hiç bir zaman göremeyecekler...
Evet, ülküdaşlar anlatılacak, ders olacak birçok anı var ama şu unutulmamalı ülkücüler farklıydı. Farklı olmak zorundalardı. Çünkü onların davası kuru bir cihangirlik davası değildi. Rabbim mekânlarını cennet eylesin. ( Âmin )
Gelelim günümüze geçmişte çilesini çeken insanları kullanarak rant elde etmek isteyen, çetecilik yapan, mafyacılık oynayan, deyim yerinde ise her türlü pisliğe bulaşan insanlar ülkücüyüz diye gezer oldu meydanlarda. Şehitlerimizin ruhunu sızlatan bu haysiyetsizler ciğeri beş para etmez aşağılık mahlûkatlardır. Arvasi hocam Ülkücüler, ülkücü geçinenler ve ülkücülerden geçinenler diye gruplamayı yıllar önce yapıyor. Şu anda ise gerçek ülkücüler pasivize ediliyor. Diğer gruplar ülkücü geçinenler ve ülkücülerden geçinenler ise her geçen gün daha da artıyor. Rabbim bizleri Gerçek ülkücülerin davası olan NİZAM-I ÂLEM davasından ayırmasın. Sözde ülkücülerden ve ülkücüğü kullananlardan bizleri muhafaza eylesin. Onları da RABBİM ıslah eylesin. ( Âmin… )